| ‘Kars
ve Çevresinde Aydinlanma Hareketleri’ adlı kitaptan
alınmıştır. Erkan Karagöz |
|
Malakan Sorunu ve Çözümü |
A Solution for the Molokan Problem |
| Kars ve çevresinde değişen tarihsel siyasal koşulların değişiminden en fazla etkilenenler yöre halkı olmuştur. Bunların başında Rumlar, Ermeniler, Kara papaklılar, Kürtler ve Malakanlar gelmektedir. | |
| Ancak Malakanlar savaş ortamında değil; savaş sonrasında anti- Bolşevizm saplantısının kurbanı olmuşlardır. Bulundukları coğrafyanın hızla Bolşevikleşen bir sisteme komşu olması bu büyük bedelin en önemli nedenlerinden biridir diye düşünüyorum. | |
| Malakan halkı; yazışmalarda geçen şekliyle Molokanlar Kars ülkesinin Ruslara savaş tazminatı olarak verilmesinden sonra yörede iskân edilen halklardan biri. Çarın, gerici saldırgan Ortodoks kilisesinin siyasal iktidarın baskısından bunalarak çıkış yolu olarak Kafkas ardına; Orta-Asya’ya, Sibirya’ya gitmede bulmuş; bunların içerisinde gittikleri yerde belki de en fazla ezilen, baskılara maruz kalanları Kars ve çevresine göç etmeyi tercih edenler olmuştur. | |
| Ermeni çetecilerinin ve
Hıristiyan gericilerinin
zulüm ve baskısına karşı direnmeye karşı koymaya çalışan
Molokan halkı 1917 Ekim devriminden sonra bu kez de yörede siyasal
erkini kurmaya çalışan kurucu Türkiye iktidarının
özellikle bu iktidarı yönlendirmeye çalışan bir takım
gerici şüpheci ve despot düşünceli insanların
yönlendirilmesi sonucu yeniden acılara çekmeye zulüm
ve baskı görmeye başlamışlardı. Anadolu’nun içlerinden
getirilen göçmenler Malakan köylerine yerleştirilmeye
mallarının mülklerinin yağmalanmasına göz yumulmaya
çalışılmış, askere alma uygulamasının muhatabı olmaya
başlamışlardır. |
|
| Bolşevizm’i ciddi bir tehlike olarak gören siyasal çevrelerde Bolşeviklik konusunda cadı kazanları kaynatılmaya başlanmış; anlayan anlamayan herkes çoğu zaman siyasal iktidarın yanında yer almak dürtüsüyle insanları Bolşevik olmakla suçlamış, ülkeyi Bolşeviklerin ele geçireceği yolunda senaryolar üretmişlerdir. Bunlardan biri olan ve Moskova da Sovyetlerle görüşmelere katılan heyette yer alan Dr. Rıza NUR, Rusya’dan kovulduğunu ve halen Kars yöresinde doktorluk yaptığını belirttiği kişinin Bolşevik ajanı olduğunu, Ani kentinde incelemeler yapma bahanesiyle dolaştığını jurnallemiştir. Jurnallemekle de kalmayan Rıza NUR, hükümete Ani kentinin taş üstünde taş kalmamacasına imha ettirilmesini öneriyor !. Ankara’daki Meclis Hükümeti ise bir taraftan Bolşeviklerle iyi geçinmeye dikkat ederken bir taraftan da Meclis Hükümeti sınırları içerisinde şu veya bu şekilde Bolşevizmin, sosyalist düşüncenin yaygınlaşmaması için her türlü önlemi almayı sürdürüyordu. | |
| İşe Mustafa Suphi’yi ortadan kaldırtmakla başlayan siyasal güçler, Kars ve çevresindeki Bolşevizmin yerel unsurları olan Malakanları ciddi bir tehlike kabul etmişlerdi. | |
| Molokanların Yunan saldırısına karşı yapılan seferberlikte askere alınmalarına başlanır. İlginçtir ki Adana ve çevresindeki Hıristiyanlar ve hatta Kars’taki diğer Hıristiyan unsurlar askere alınmazken Molokanlar askere alınmaya başlıyor. Elbette ki Molokanlar iyi bir savaşçı olduklarından değil bu(!). Onları en kolay yıldırıp kaçırtacak yoldur bu. Malakanların askere alınmaya başlaması Malakanlara yönelik sindirme hareketleri evlerini tarlalarını işgal etme, mallarını yağmalama gibi olaylar giderek hızlanır. Ali Fuat (Cebesoy)la Çiçerin arasında bu konuda birçok yazışma yapılır. | |
| Yerleşik Malakan toplumunun
siyasallaşması ve önemli bir siyasal güç
haline gelmesi konusunda Özellikle Kâzım KARABEKİR in
uyarıları ve
yönlendirmeleri Meclis Hükümeti için yol
gösterici olmuştur. |
|
| Kâzım Karabekir anılarında
belirttiği üzere ; |
|
| “21 de Rus sefiri Medivani veda
ziyaretine geldi. Yarın trenle Erzurum
’a hareket edecek, oradan otomobil ile Ankara’ya.Medivani Kars ’ta
bulunduğu 24 gün kadar misafirliğinde boş durmadı. Civar Malakan
köylerinde gizli Bolşevik teşkilatı yaptı, Mustafa Suphi’nin
heyetini
idare etti, yola çıkardı. Bir sefirin Kars ’ta bu kadar
müddet oturması
ve civar köylerde dolaşması pek ayıp ve pek kaba bir hareketti.
Kendi
hallerinde çalışkan bir kavim olan Malakanları ifsad etmesi
onların
felaketine sebep oldu. Bu hakiki müstahsil sınıfın , zeriyat ve
hayvancılıkta en ileri gitmiş bu cemaatin yerlerinde kalmasında ve daha
iyisi Anadolu dâhiline olmak üzere alınmasında fayda vardı,
fakat
Medivani’nin ifadesile köylerde kızıl bayraklar, nümayişler
daha
Medivani varken başladı. Ben Medivani’nin nazarı dikkatini celbederek
Türk milletinin istiklalini kurtarmak için bütün
emperyalist
kuvvetlerle boğuşurken içimizden bizi devirmek isteyenleri de
düşman
addile tedbirler almaktan çekinmeyeceğini anlatmıştım. Vaziyeti
Ankara
Hükümetine lazımı gibi bildirdim ve artık memleketimizde
Bolşevik nüfuz
ve unsuru olan Malakanların bir müddet sonra hudut haricine
çıkarılması
ve yerlerine Türk muhacirleri alınması takarrür etti “(72)
diyerek,
yeni düzen için tehlikeli bulduğu Malakan topluluğunun
sınırlar ötesine
çıkartılması için harekete geçildiğini
vurgulamıştır. Sonraki
gelişmeler göstermiştir ki bu sorunun çözümü
Malakanların can damarı
olan askerlik sorununa yüklenmekte bulunulmuştur. |
|
| Sınırlar içerisinde kalan tüm Malakanların 20 Ocak 1921 tarihine değin Türkiye yi terk etmediği taktirde askere alınacağını mecliste karar altına aldırmış; bunun üzerine Malakanlar kitleler halinde anayurtları Sovyet Rusya topraklarına dönmeye zorlanmışlardır. | |
| Bu konuda Rusya Sovyet federatif sosyalist cumhuriyeti yetkililerince Türkiye’ye sert notalar verilmiştir. | |
| Stefanos Yerasimos’un Türk-Sovyet ilişkileri adlı yapıtında tümüne yer verilen bu notaların Malakanlarla ilgili önemli kısımlarını buraya almakla yetiniyorum. | |
| 18 Mayıs 1921 de
Çiçerin tarafından Ali Fuat'a gönderilen bir notayla
Malakanların sürgün edilmesi kınanır…. Çiçerin
nota da Malakanların köylerinden kovulduğunu yerlerine Anadolu’dan
özellikle getirilen Müslümanların yerleştirildiğini
Rusların ahırlarda yaşamaya mahkûm edildiklerini belirterek bu
durumun derhal düzeltilmesini aksi takdirde bu davranışların Rus
emekçi kitlelerinin tepkilerine neden olacağını belirtir. |
|
| Çok geçemeden 21 Mayısta bir başka nota ile de Malakanlara karşı yürütülen keyfi tutuklamalar zorbalıklar ve hırsızlıkların sistematik bir hale geldiği bildirilerek Rus halkının tepkisinin giderek arttığını belirtirse de yapılan yazışmalardan anlaşıldığı kadarıyla pek bir sonuç alınamaz. Ali Fuat Cebesoy bu konuda kendisine değil Ankara hükümetine sorunun iletilmesi gerektiğini söyler. | |
| Haziran 1921 de Çiçerin’in büyükelçi Ali Fuat’a vermiş olduğu yeni nota daha serttir. | |
| “…bu toprakları terk edip göç etmek isteyen Molokanlar, malını mülkünü beraberlerinde alıp götürebilirler, ne yazık ki buna Türk makamları engel olmaya çalıştılar; bu da yetmedi, Molokanlar soyuldu ve her türlü baskı altında bırakıldı, ellerinden toprakları alındı. Bu göçmenler evlerinden kovuldu, açlıktan yarı ölmüş Molokanlar ahırlara ve tavlalara kapatıldı… Kars bölgesinde yaşayan Rus halkının zorla askere alınması da XII maddeyi ihlal edici keyfi bir harekettir ve bunu da şiddetle protesto ederiz. | |
| Kars topraklarında sözüm ona bir takım devrimcilerin bulunması ile ilgili haberlerinize gelince, bunlar, kanımca… Bazı işsiz güçsüz unsurların uydurdukları yalandan başka bir şey değildir… | |
| ...Hal ne olursa olsun bu meşum
devrimciler hakkındaki haberler dinsel bir mezhep olan Molokanlara
karşı alınan önlemlerin nedenini açıklamıyor. Kaldı ki bu
mezhebin müridleri hiç bir şekilde Bolşevik Devrimci
fikirleri ne benimsemiş ne de onlarla ilgilenmiştir. Müslüman
devletlerinde olduğu gibi kimse gerici ulemayı bir takım komünist
hareketlere girişmeleri ile suçlayamayacağı gibi dünyevi
işlerden kat kat uzakta kendi halinde yaşayan bir Hıristiyan mezhep
müritlerini böylesine uydurma entrikalarla
suçlandırmak en hafif deyimle şaşırtıcıdır. Molokanların Orta
Anadolu’ya sürülmesi ve orada yerleştirilmesi fikri ise
bizlerde yalnız gerçek bir isyan uyandırmaktan başka bir işe
yaramaz. “ |
|
| Bunu 13 haziranda verilen notada bu konunun bir kez daha dile getirilmesi izler. Karsta imzalanan 13 Ekim 1921 tarihli dostluk anlaşmasının 13 maddesinde Molokanlara ilişkin şu düzenlemeye de yer verilir. | |
| “Madde 13 | |
| 1918 yılına kadar Rusya’nın bir bölümünü oluşturan ve bu gün Türkiye egemenliğine geçmiş olan topraklarda yaşayan herkes dilediği zaman Türk vatandaşlığından çıkıp Türkiye’yi serbestçe terk ederek, eşyasını malını mülkünü veya bunların değerini beraberinde götürebilir …” | |
| Denmesine karşın yine bir şey
değişmez. |
|
| RSFSC Dışişleri Halk Komiseri
Çiçerin bir kez daha nota vermek durumunda kalmıştır. 13 kasım 1921 tarihli notada özetle şunlar yer almaktadır. |
|
| “Rus hükümeti üzüntü duyarak defalarca yaptığı uyarı, protesto ve istemlerine rağmen, Kars bölgesinde yaşayan Rus halkının her türlü yasa dışı kovuşturmaya ve baskıya hedef olduğunu belirtmek zorundadır. Daha önceleri de belirtmiş olduğum gibi Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerde özellikle bu soruna büyük önem vermekteyiz. Ancak bu günlerde Kars bölgesinden almış olduğumuz haberler; Türk makamlarınca Rus halkına karşı baskı hareketlerine son verilmediği gibi tersine, daha da artırdığını göstermektedir. Bütün haklar ve Moskova anlaşması hükümleri çiğnenerek, Sovyet topraklarına geçmek isteyen Molokanlara Türk uyruklu kimseler gibi kabul edilerek üstelik silah altına alınıyor. Bu ise eşine zor rastlanır bir keyfi davranıştan başka bir şey değildir | |
| Bu dayanılmaz eylemleri şiddetle protesto edip isyan duygularımı açıklarken özellikle Türk temsilcisi Kâzım Karabekir’in Rus temsilcisi yoldaş Ganetski ile yaptığı görüşmelerde, Kars ilini terk etmek arzusunu bildirmiş olan Molokanların Türk uyrukluğunda kalmasını ve silah altına çağrılmasına kabul ettiğimi iddia etmesi karşısında duyduğum şaşkınlığı ifade etmek isterim. Hiçbir aslı ve dayanağı olmayan bu iddia beni son derece hayrete düşürüyor ve resmen şunlara bildirmeme zorluyor: bu asılsız iddialardan çıkacak bütün sonuçlar ve bu sonuçlara kanan ve şaşıran Rus temsilcilerinin yapacakları herhangi bir açıklamanın hiçbir hükmü yoktur. Rusya hükümeti Kars bölgesinden çıkmak isteyen ve bu isteklerini resmen bildiren bütün Molokanların Rus vatandaşı olarak sayılmasını, Molokanların Türkiye'de askeri göreve alınma girişiminin yasa dişi kabul edileceğini ve şimdiye kadar bu üzücü olaylara meydan veren Türk sorumlularının cezalandırılmasını resmen ve kesinlikle talep eder. Şunu da ekleyeyim ki vaktiyle Rusya'ya göç etmek olanağına sahip olmayan Molokanların bugün bulundukları yerde 1 yıl daha kalma hakları bulunduğuna ilişkin resmi bir mutabakat bulunmaktadır. | |
| Özellikle, Kars ilinden ayrılmak isteyen Molokanların Rusya'ya dönmelerinden vazgeçmeleri için son derece kaba, vahşi uygulamalarla karşı karşıya kaldıklarını ve hatta kendilerine dayak atıldığını ve her türlü ağır baskıların yapıldığını kesinlikle öğrendiğimden bütün bunlara karşı çıktığımı en kesin bir şekilde bildiririm. Bu gibi eylemleri Rusya'ya karşı açık bir düşmanlık olarak kabul etmekteyiz ve Türk makamlarının bu tür davranışı, Türkiye’nin bugünkü politik çizgisindeki genel konumu hakkında da bizi şüpheye düşürmektedir. | |
| Rus konsolosluğuyla temas kurmak isteyen Molokanların tutuklanmaları ile ilgili olarak yukarıdaki açıklamamı bir kez daha tekrarlarım. | |
| Türkiye’de kalma kararını
alan Molokanlara gelince, bizce bu Molokanlara, milli azınlıkların
haklarına karşı saygı gösterileceğini belirten misakı milli'nin
Moskova antlaşması ile kabul etiğimiz ilkelerin uygulanması doğru
olacaktır. Biz misakı milli yi bütünüyle kabul ettikten
sonra bu paktın Rus milli azınlığa karşı tanınmaması ve dini haklarına
saygı gösterilmemesi yersiz ve yakışıksız bir hareket olacaktır.
Çarlık rejimi bile Molokanların dini inançlarına göz
dikmiş değildir ve Molokanlar bu rejim sıralarında bile askerlikten
muaf tutulmuşlardır. Kaldı ki misak i milli de ifade olunan
özgürlük ilkelerini ihlal eden bir hükümetin,
bu konuda Çarlığın zulmünü bile gölgede bırakan
hareketlerde bulunmaması ve böyle hareketleri hakli olarak kabul
etmemesi gerekir…’’ |
|
| Bunu 2 Aralık 1921 tarihli başka
bir nota takip eder. |
|
| “Kars anlaşması Türkiye ve Kafkas cumhuriyetleriyle ilgilidir; bu anlaşma hükümlerini Türkiye'ye bırakılan topraklarda öteden beri yaşamakta olan Ruslara da uygulama girişimi, Türk hükümetini Rus vatandaşlara karşı hiçbir şekilde nitelendirilemeyen bu eyleminin geçerli olacak herhangi bir kanıttan yoksun olduğunu ortaya koymaktadır. Yoldaş Ganetski'nin Türkiye'de bulunduğu sıralarda Türk hükümeti Rusya'ya dönmek isteyen Ruslara 1 yıl daha kalmalarına izin verdikten sonra, şimdi, Fransa’yla anlaşma imzalar imzalamaz bu sözünü geri alıyorsa bizde kendiliğinden ortaya çıkan sonucu gereğince değerlendireceğiz. Türkiye’ye bırakılan topraklarda kalmış Ruslar, saptanan süre içinde ülkesine iade edilmek konusunda gerekli dilekçe vermedikleri taktirde Türk uyruğuna geçecektir. Kilikya bütün Hıristiyanlar askerlik görevinden muaf tutulurken, Kars’ta bütün Hıristiyanlar askerlik görevinden muaf tutulurken karsta Çarlık zamanında bile askere alınmayan Molokanlar bugünlerde silah altına alınıyorsa bunun ne anlama çeldiğini çok iyi anlamaktayız. | |
| “Rusya’daki Türklerin
ülkelerine iade edilmeleri ile ilgili işlem
durdurulmuştur. Bu ağır durumlarından dolayı kimin ve neden sorumlu
olduğu kendilerine bütün açıklığıyla anlatılacaktır.
Sovyet hükümeti,
temsilcisi olduğu Rus işçi kitlelerinin küçük
düşürülmesine asla izin
veremez.”(S.Yerasimos Türk-Sovyet İlişkileri) |
|
| Malakanlara; onların Bolşevik etkisinde kalmalarına ve Türkiye’den uzaklaştırılmalarına ilişkin olarak Kâzım Karabekir anılarında şunları söyler; | |
| “Malakanlar Ruslar zamanında
dahi askerliğe gitmezlermiş, erkekleri hep sakallı. Umumiyetle iri
vücutlu, canlı kanlı, sıhhat numunesi insanlar. Elbise ve
vücutları temiz. Hayvanları kadana, arabaları çok eşya
alır, dört tekerlekli, büyük ve sağlam. Ziraat, ekme,
biçme aletleri hep son sistem, yalnız kuvvei ceriye beygirdir.
Kan dökmek en büyük günah imiş, harpte dahi olsa.
Ben onları yalnız nakliyede kullanıyordum. Buna dahi itiraz
ediyorlardı. Kars’ın her tarafında şoseler boyunca uzanan bu
köylüler teşvikatla Bolşevik teşkilatına başlayarak
bugün gösterdikleri samimi hayatlarını bozmaya da
başlamışlardı.” (73)diye yakınan Karabekir yine, Malakanların da yer
aldığı Elvile-i Selase bölgesinin yoğun bir Bolşevizm
propagandasına maruz kaldığını belirtip; |
|
| “...Henüz hiç bir
teşkilatı bulunmayan ve mütemadi Bolşevik
propagandasına maruz elvilei selase, Kürtlük mıntıka, garbe
nazaran pek
geri olan sair mıntıkalarla üç muhtelif gurup.(74)tan
söz ederek
özellikle vurgulamaktadır. |
|
| Kâzım Karabekir’in , “Ruslar (ın) bizi... Kars ve havalisindeki Malakanlara bazı ufak tefek harekât yaptırarak bu harekâtı Bolşevik cereyanı şeklinde göstererek himaye etmek... Suretiyle izaleye çalışacakları...”(75), yolundaki düşüncesine paralel düşünen Meclis Hükümeti temsil heyeti ile Sovyet heyeti arasında yapılan görüşmelerde Malakan sorununun çok önemli tartışmalara yol açtığını da yine Karabekir’in anılarından öğrenmekteyiz: | |
| “Kars konferansı esnasında Ganyeski(Ganetski E.K.) pek haşin ve kabalık gösteriyordu. Hatta bir gün 10 teşrinievvel’de basit bir meselede(Türk köylerinden isteyenlerin gelmesine mukabil Malakan köylüleri göndereceğimizi) söylediğim zaman: Bu hakarettir, umuru dâhiliyemize müdahaledir, bu teklif geri alınmalıdır, gibi kavgaya kalktı.”(76) | |
| Ve son nokta: | |
| “Malakanların en nihayet 20
kânunusaniye kadar memleketimizden çıkmadıkları halde
katiyen askere alınacakları hakkında Ankara’dan emir geldi. Kars Rus
Sovyet konsolosu Norman ziyaretime geldi. Malakanların askere alınması
halinde Rusya’daki Türk tebaasının da askere alınacağını
söyledi. Cevaben hükümetimiz 20 kânunusaniye kadar
müddet temdid etmiştir, bundan sonra gitmezlerse askere
alınacaklardır, artık bence yapılacak bir şey olmadığını
söyledim.”(77) |
|
| Başka bir çalışmamda
Malakanlar hakkında ayrıntılı bilgiler vermiştim.
Bu nedenle burada özellikle konunun fazla sarkmaması için
Malakanların
sadece askerlik yapmama geleneğine ilişkin bir şeyler söylemekle
yetiniyorum. |
|
| Malakanların askerlik yapmamaları, savaşmayı kabul etmemeleri; bırakınız savaşmayı; eline silah almayı reddetme geleneği tamamen dinsel inanışlarından kaynaklanmaktadır. Bu kavrayış ve algılama Hıristiyanlık kadar eski bir geçmişe sahiptir. | |
| Tertullien’e göre ki kendisi ilkçağlar Hıristiyanlığının en önemli din âlimlerinden biridir; Hazreti İsa’nın yakalanması sırasında Pierre’in elindeki kılıcının düşmesi tanrının isteğidir ve tanrı bununla silahı “bütün askerlerin“ elinden düşürmek istemiştir. Bu inanışa sahip bir topluluğa askerliği dayatmak ve kabul ettirmek olanaksızdır. | |
| Malakanizmin en temel
ilkelerinden olan bu anlayışı yok sayılarak Malakan halkını askere
almak, imkânsızdan öte bir şeydi. Köylerine,
tarlalarına, mallarına el koyma eziyet, baskı ve dayak gibi canice
yaptırımların yanında konsolosluğa girip çıkmalarının bile
engellenmeye çalışılması (bkz sf 91.dipnot) gibi ağırlaştırılan
koşulları çok azı kabullenebilmiş; Yirmi bin’i aşkın Malakan
nüfus anayurtlarına geri dönmüş; çok
küçük bir azınlık değiştirilmeye zorlanan yeni
koşullara uyarak Türkiye’de kalmayı kabullenmiştir. Bu kalan
ailelerin bireylerinden oluşan son 500 kişi ise 1962 li yıllarda
anayurda, Sovyetler birliğine geri dönmek zorunda kalmışlardır. |
|